Türkiye'nin Karbon Piyasası Resmi Gazete'de: Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği
Erdal Köseoğlu · Yatırım Danışmanı / Mali Müşavir · 9 Eylül 2026
27 Ağustos 2026'da yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile Türkiye kendi karbon piyasasını kurdu; tesisler emisyon büyüklüğüne göre sınıflandırılıp yıllık raporlama ve bağımsız doğrulama yükümlülüğü altına giriyor.
27 Ağustos 2026'da Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, aslında uzun süredir konuşulan ama resmi bir çerçevesi olmayan bir konuyu — Türkiye'nin kendi karbon piyasası — nihayet somut bir mevzuata bağladı. Yönetmelik, 2014'ten beri yürürlükte olan Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Yönetmeliğin yerini alıyor; 42 madde, 6 geçici madde ve 7 ekten oluşan kapsamlı bir metin.
Sistemin temelinde MRV mantığı var: izleme, raporlama, doğrulama. Kapsama giren tesisler sera gazı emisyonlarını sürekli izleyecek, her yıl 30 Nisan'a kadar Bakanlığa raporlayacak ve bu raporu bağımsız bir üçüncü taraf denetçiye doğrulatacak. Kağıt üzerinde basit görünse de, özellikle daha önce hiç emisyon envanteri tutmamış bir üretim tesisi için bu, yeni bir uzmanlık alanı ve yeni bir maliyet kalemi anlamına geliyor.
Yönetmelik tesisleri emisyon büyüklüğüne göre üç sınıfa ayırıyor: A sınıfı yılda 50.000 tondan az CO2e emisyonu olan tesisler, B sınıfı 50.000 ile 500.000 ton arası, C sınıfı ise 500.000 tonun üzerindeki büyük tesisler. Okul, hastane ve savunma sanayii tesisleri kapsam dışında tutulmuş. İlk etapta çelik, çimento, gübre gibi enerji yoğun sektörlerin daha yakından izleneceğini söylemek yanlış olmaz, ama zamanla kapsamın genişlemesi bekleniyor.
Burada ihracatçılar için asıl merak edilen soru şu: bu sistem, Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) kapsamında ödenen bedellerle bir şekilde ilişkilendirilecek mi? Yani Türkiye'de ödenen karbon maliyeti, AB sınırında ayrıca ödenecek CBAM bedelinden mahsup edilebilecek mi? Bu konuda kamuoyunda tartışma ve beklenti var, ama yönetmeliğin şu anki metninde böyle bir mahsup mekanizmasını açıkça kuran bir hüküm bulunmuyor. Bu nedenle "Türkiye'de karbon ödeyen firma AB'de ikinci kez ödemez" gibi kesin bir sonuca varmak şimdilik erken; bu bağlantının nasıl kurulacağı önümüzdeki dönemde netleşecek bir konu.
Çelik, çimento, alüminyum, gübre gibi CBAM kapsamındaki sektörlerde ihracat yapan firmalara önerimiz, kapsama şu an girmese bile emisyon envanteri çıkarmaya başlamaları. Hem AB'ye ihracatta zaten talep edilen veriler hem de yurt içi ETS'ye hazırlık açısından, bu envanterin erken çıkarılması ileride hem zaman hem maliyet avantajı sağlayacaktır.
3D Global olarak dış ticaret danışmanlığı verdiğimiz firmalara, CBAM ve yeni ETS mevzuatının kendi ihracat pazarlarına nasıl yansıyacağı konusunda güncel gelişmeleri takip ederek yol gösteriyoruz.